• Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Etkinlikler

2012 - 2013 Bahar Dönemi II. Perşembe Toplantısı "Başkanlık Sistemi ve Türkiye"

e-Posta Yazdır PDF

Başkanlık Sistemi ve Türkiye konulu 2012-2013 Bahar Dönemi II. Perşembe Toplantısı, ODTÜ ADT Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ece YÜCE'nin sunumuyla 28 Mart 2013, Perşembe günü saat 17.45’te topluluk odamızda (Fizik bölümü alt kat) gerçekleştirilecektir. Hepinizi toplantımıza bekliyoruz.

28mart3 kucuk

 

"Bir Aydınlanma İdeolojisi : Kemalizm" Konulu 2012 - 2013 Bahar Dönemi I. Perşembe Toplantımızı Gerçekleştirdik

e-Posta Yazdır PDF

Bir Aydınlanma İdeolojisi: Kemalizm konulu 2012-2013 Bahar Dönemi I. Perşembe Toplantısını, ODTÜ ADT Yönetim Kurulu Başkanı Onur KARAKUŞ’un sunumuyla gerçekleştirdik.

DSC02154  DSC02164

DSC02168

 

Prof. Dr. Şerafettin Turan ile Çanakkale Zaferi Üzerine Bir Söyleşi

e-Posta Yazdır PDF



SiteSerafettinTuran

ODTÜ ADT: Merhaba Hocam, bize bu anlamlı günde sizinle söyleşi yapma imkanı verdiğiniz için teşekkür ederiz. Üzerinden 98 yıl geçmesine karşın bugün bile insanları etkileyebilmesi, Çanakkale Zaferi’nin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. İsterseniz söze önce Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girişinden, Çanakkale cephesinin açılışından ve cephede yaşananlardan bahsederek başlayalım.

Prof. Dr. Şerafettin TURAN: Çanakkale, Osmanlıların büyük umutlarla girdiği I. Dünya Savaşı’nda açılmasını hiç öngörmedikleri bir cephedir. 1911’de başlayan Türk-İtalyan savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu Kuzey Afrika’da Libya’yı, arkasından Rodos’u, Oniki Ada’yı elden çıkarmak zorunda kalmıştır ve büyük kayıplara uğramıştır. O savaş bitmeden başlayan Balkan Savaşı’nda ise birleşen dört Balkan devleti hiç umulmadık bir şekilde Edirne’ye kadar ilerlemişler ve

Devamını oku...
 

"Barış'lar Sesleniyor" Etkinliğini Gerçekleştirdik

e-Posta Yazdır PDF

"Barış'lar Sesleniyor" başlıklı etkinliğimizi ODA TV yazarları Barış TERKOĞLU ve Barış PEHLİVAN ile gerçekleştirdik. Etkinlikte TERKOĞLU ve PEHLİVAN tutukluluk süreleri boyunca yaşadıklarını, ODA TV davasının tutarsız noktalarını ve bu dava sürecindeki hukuksuz uygulamaları dile getirdiler.

İşte Barış’ların konuşmalarından satır başları:

“Geçmişte Uğur Mumcu’lara Kışlalı’lara bombayla yaptıklarının aynısını bugün sahte deliller üreterek, asılsız örgütlenmelerden bahsederek bizleri tutuklayıp yapmak istiyorlar.”

“Bize her yerde soruyorlar: Yarın bu düzen değiştiğinde Nazlı Ilıcak, Nagehan Alçı gibi isimlerin sizin yaşadıklarınızın aynısını yaşamalarını ister miydiniz? Biz  bir intikam duygusuyla hareket etmiyoruz. Biz adaletten bahsediyoruz. Kimsenin bir intikam duygusuyla bugün olduğu gibi adaletsiz bir şekilde yargılanmasını istemiyoruz. Sadece Türkiye gerçek bir hukuk devleti olduğu zaman bugün sahte deliller üreterek, adaletsiz yargılamalarla insanları mağdur edenlerden yargı yoluyla hesap sorulmasını istiyoruz.

“Görüşü ne olursa olsun bugün bizim ve birçok aydının yaşadığı mağduriyeti yarın kim yaşarsa yaşasın ilk biz bu haksızlığa karşı çıkacağız.”

“Bizim yaşadıklarımız sıradan bir şey değil büyük bir planın parçası. “

DSCF6542 DSCF6556

DSCF6586

 

"Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi" Etkinliğimizi Gerçekleştirdik

e-Posta Yazdır PDF
"Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi" başlıklı açılış etkinliğimizi milletvekili İlhan CİHANER ve TOBB ETÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ozan ERGÜL'ün katılımlarıyla gerçekleştirdik. Ozan Ergül konuşmasında yeni anayasa yapım sürecinden ve getirilmek istenen başkanlık sisteminin yaratacağı sıkıntılardan bahsederken, İlhan Cihaner ise AKP döneminde yargının nasıl işlevsiz hale getirildiğine ve başkanlık sisteminin getirilmesiyle demokrasi dışı uygulamaların artacağına dikkat çekti. Her iki konuk da konuşmalarında, yapılacak yeni anayasa ve getirilecek başkanlık sistemi ile Türkiye'nin bugünkü sorunlarının çözülemeyeceğinin hatta daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınabileceğinin altını çizdi.

site 1 site 2

site 3

 

Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi

e-Posta Yazdır PDF

 dusuk cozunurluk 7 mart tezkansız

"Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi" başlıklı 2012 - 2013 bahar dönemi açılış etkinliğimiz milletvekili İlhan CİHANER ve TOBB ETÜ Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç Dr. Ozan ERGÜL'ün katılımlarıyla 7 Mart 2013 Perşembe günü saat 15:00'da, KKM-B salonunda gerçekleştirilecektir. Yeni Anayasa sürecinin ve Başkanlık sisteminin değerlendirileceği etkinliğimize hepinizi bekliyoruz.

 

2012 - 2013 Bahar Dönemi Tanışma Toplantısı

e-Posta Yazdır PDF


tanisma1213

1 Mart 2013, Cuma günü saat 17:45'te topluluk odamızda (Fizik Bölümü alt katı) 2012-2013 Bahar Dönemi Tanışma Toplantısı yapılacaktır. Topluluğumuzu daha yakından tanımak ve bilgi almak isteyen herkesi topluluk odamıza bekliyoruz.

Not : Topluluk odamız gün boyu açık olacaktır.

takip


 

Hegemonya Altında

e-Posta Yazdır PDF

 emre caner

Sürgün ve Hürriyet, Kaplumbağa Terbiyecisi, Müşfik Hanım'ın İzinde gibi pek çok romanı bulunan Emre Caner "siyaz.net"e AKP'nin politikaları ile ilgili "Hegemonya Altında" başlıklı güzel bir yazı yazdı. AKP iktidarının getirdiği baskı ortamı ve bu dönemin gelecekte yaratacağı sorunlar ile ilgili ilginç tespitleri olan Emre Caner'in "Hegemonya Altında" başlıklı yazısını sizlerle paylaşmak istedik. 

Yazar Emre Caner ile ilgili daha ayrıntılı bilgiye yazarın kişisel web sitesi olan "emrecaner.net"  adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu Meclis Gündeminden Geri Çekilsin

e-Posta Yazdır PDF

Meclis gündeminde olan “Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu”nun geri çekilmesi için Nasuh Mahruki’nin başlatmış olduğu imza kampanyasına destek veriyoruz. Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu geri çekilsin kampanyasına aşağıdaki resme tıklayarak imza atabilirsiniz.

 imza2

Bu konuda hassas davranılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu kampanya için Mahruki’nin yazmış olduğu metni aşağıda paylaşıyoruz.

Sevgili Dostum, Değerli Yurttaşım,

Ben Nasuh Mahruki, hayatını insan hayatı kurtarmaya adamış, ülkesini her şeyden çok seven ve yaşamı en kutsal hediye kabul eden biriyim. Ülkem için, insan için, insanlık için bugüne dek yaptığım her şeyde, insanı, insan yaşamını, insanın da bir parçası olduğu doğayı merkeze alarak hareket ettim. İnsanın yaşam kalitesini artırırken doğadaki diğer canlıların yaşam hakkını gözetmemiz gerektiğine inandım çünkü biliyorum ki insan ve doğa ayrılmaz bir bütün. 

Ancak görüyorum ki, insanın yaşam kalitesinin sürekli ve düzenli olarak geliştirilebilmesinin en önemli bileşeni olan doğa ve doğal varlıklarımızın korunması ihtiyacıyla hazırlanmış, ancak yıllardır sürüncemede bırakılan, Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu, ne yazık ki yine ülkemizin bir klasiği olarak, rantı merkeze alan, tümüyle korumadan uzak bir anlayışla tekrar düzenlenmiş bir şekilde, önümüzdeki günlerde TBMM’nin gündemine alınıyor. 

Bunu kabul etmiyorum ve asla razı gelmiyorum. Bütün bunlara seyirci kalırsak ve susarsak, biliyorum ki, sevdiğim her şeyi borçlu olduğum topraklardan yine parçalar kopartılacak. Yol geçecek, maden aranacak diye bir Milli Park, bir Yaban Hayatı Koruma Sahası daha inşaat alanına dönüşecek. Davalar açılmış, kazanılmış ama dinleyen yok. İçindeki canlılarıyla ateşe verilen, belki kel kalan arazi orman dışına çıkar, verir parasını alırım diyenler var. Sularına girdiğim nehirlerin birçoğu HES’ler uğruna canını teslim etti bile. Sessiz dağlarda dahi hesapsız yapılan tesisler, otoyollar, konutlar... Kamuya, hepimize ait kıyılarımız ise upuzun bir beton duvarın arkasında kaldı. Köprü geçecek, liman yapılacak derken balıkların çoğaldıkları alanlar, balık ve elbette kıyı balıkçısı da büyük tehdit altında...

Biliyoruz ki önümüzdeki günlerde bu yasa tasarısı Meclis toplantısına gelecek. Birkaç dikkate alınmayan itirazdan sonra, birkaç el kalkıp “evet kabul edildi” dediğinde, belki basında küçük bir fotoğrafsız haber olduktan sonra, ülkemizin paha biçilmez doğasının üzerindeki son koruma kalkanı da kalkacak. Yasa, tabiatı ve biyoçeşitliliği koruma adı altında, korunanları kullanılır yani yatırım yapılabilir yapabilecek. Bu kararları alırken de kimseye hatta işin önde gelen uzmanlarına dahi danışmayacak, sivil toplum yine her şeyden uzak tutulacak ve ülkemizin doğal ve eşsiz güzellikleri, insanı değil de rantı merkeze alan bir anlayışla yine talan edilecek. Dünyalar güzeli ama talihsiz ülkemde bu filmi daha önce çok gördüm, bir kez daha seyretmeye tahammülüm yok.

Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu adıyla Meclis gündemine alınan ama içinde ülkemiz doğası için bir felaket senaryosu barındıran bu yasa taslağının Meclis gündeminden çekilmesini istiyorum. İlgili Bakanlıklar, taslağı gerçek bir koruma amacı ve geleceğimize karşı ciddi bir sorumluluk duygusuyla tekrar hazırlamalılar. Uzmanları ve sivil toplum kuruluşlarının uyarılarını dikkatle dinlemeli ve katkılarını almalılar.

Sevgili Dostum, Değerli Yurttaşım, seni kendin için, sevdiklerin için, ülken için, geleceğin için harekete geçmeye ve sana ait olana sahip çıkmaya çağırıyorum. Sana ait olanı, Atalarından sana miras kalanı ve senden de çocuklarına kalacak olanı bugün korumazsan, bu suça ortak olursun. Bunu ne ülkene, ne kendine, ne çocuklarına ne de biricik gezegenimize yapma...

Aşağıdaki metinde, bu yazıyı sana neden yolladığımla ilgili daha açıklayıcı bilgiler bulacaksın. Lütfen bunları okumak için hayatının hızlı temposuna kısa bir mola ver, geleceğimiz için yaşamsal değerde önemi olan bu yasa tasarısına karşı neden böylesine mücadele ettiğimizi daha iyi anlayacaksın.

Bir imzan pek çok şeyi değiştirebilir. Dünü değiştiremeyiz ama yarını koruyabiliriz, korumaya mecburuz...

Ne gidecek başka ülkemiz var, ne de başka gezegenimiz...

Harekete geçmeliyiz, hep birlikte ve hemen şimdi... 

Yoksa hepimiz için çok geç olacak...  

Doğanın güzellikleri yaşamından hiç eksik olmasın.

Sevgilerimle,

Ali Nasuh Mahruki

                           tabiat

 

Kadınlar Ölüyor, Katiller Hiçbir Şey Olmamış Gibi Yaşamaya Devam Ediyor

e-Posta Yazdır PDF

kadinlar

Kadın cinayetleri ve kadına şiddet uygulanması ülkemizin en önemli sorunlarından biri olarak önümüzde duruyor. Her gün insanın tüylerini ürperten kadın cinayeti haberlerini almaya devam ediyoruz. Ne yazık ki bu olayların hükümet tarafından yeterince ciddiye alınmadığını da üzülerek izliyoruz. Bu noktada 2002 - 2009 yılları arasındaki kadın cinayetlerinin sayısı durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor;

2002’DEN 2009’A KADAR ÖLDÜRÜLEN KADINLARIN SAYISI*
2002-66 
2003-83 
2004-164 
2005-317 
2006-663 
2007-1011 
2008-806 
2009-953

Bunların yanında Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre 2012 yılının ilk 6 ayında 92 kadın cinayeti işlendi**

Hürriyet gazetesi yazarı Melis Alphan ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu bu duruma dur demek için internet üzerinden bir imza kampanyası başlattı. Başlatılan kampanyanın metnine aşağıdaki resme tıklayarak ulaşabilirsiniz. Verilecek her imzanın değerli olduğunu düşünüyoruz.

imza

*Radikal Gazetesi (20.02.2011)
**Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Basın Kitapçığı

 

Egemen Bağış Başbakan'a Övgüde Sınırları Zorladı!

e-Posta Yazdır PDF

fenasasirdi

AB Bakanı Egemen Bağış Başbakan’a övgüde sınırları zorladı. Daha önce de birçok gazeteci, yazar ve politikacıyı Başbakan’ı överken görmüştük. Ancak Başbakan’ın doğmasına vesile olduğu için bazı illerimizin mübarek ilan edilmesine ilk defa şahit olduk. Bizleri Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü putlaştırmakla suçlayanlar bu habere ne diyecekler gerçekten merak ediyoruz.

Haberi aynen paylaşıyoruz.


haber.sol.org - Egemen Bağış hızını alamadı: ‘Erdoğan’ın doğmasına vesile olan Rize, İstanbul ve Siirt mübarektir’

Erdoğan’ı överken hızını alamayan AB Bakanı Bağış, Başbakan Erdoğan’ın doğmasına vesile olduğu için Rize, İstanbul ve Siirt’i mübarek ilan etti.

Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Ümraniye Meydanı'nda düzenlenen 1. Hamsi ve Horon Festivali’nde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı överken hızını alamadı.

AKP ve yandaşları tarafından Erdoğan’a yapılan yağcılıkların daha önce de çok sayıda örneği görülmüştü.

Bağış, şu sözlerle Rize, İstanbul ve Siirt’i Erdoğan’la ilişkilendirerek mübarek ilan etti:

“Ülkemizde eğer Urfa şanlıysa, Antep gaziyse, Maraş kahramansa, Rize, İstanbul ve Siirt de mübarektir. Çünkü bu 3 şehir, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük liderinin doğmasına vesile olmuştur. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ders kitaplarındaki bir şiiri okuduğu bahanesiyle cezaevine gönderilirken 'Artık muhtar bile olamaz' deniliyordu. Ama hamdolsun o Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı başbakanı oldu, inşallah başkanı da olacak.”

Bağış, Erdoğan’a övgülerini şu sözlerle sürdürdü:

“Avrupa'da Türkiye'nin önüne engel olabileceğini zannedenlere Sayın Başbakanımızdan aldığımız güçle, Kaçkar Dağları gibi dimdik duruyoruz, onlara anladıkları dilden cevaplarını veriyoruz.”

 


Sayfa 2 / 5

yazarlar

ozgenacar27 Mart 2015
Özgen Acar
'YOLSUZLUK ALGISI!'


Cumhuriyet

1

yazar146 26 Mart 2015 
Özgür Mumcu
DAİMİ DİKTATÖR


Cumhuriyet

2

ezgi basaran 200x20025 Mart 2015 
Ezgi Başaran
ARINÇ-GÖKÇEK KAVGASININ GİZLEDİĞİ ASIL NOKTA

Radikal

3

butunyazilar


Genel

Toplantılar

Röportajlar

Kütüphane

Yitirdiklerimiz

Topluluk Odası

Seçtiğimiz Yazılar

Dergi

Atatürkçü Düşünce Topluluğu Kültür İşleri Müdürlüğü ODTÜ Ankara 06531 / Telefon: 0 312 210 60 11 / Faks: 0 312 210 79 50