• Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Berkin Elvan'ın Bilyeleri

e-Posta Yazdır PDF

berkin

BERKİN ELVAN'IN BİLYELERİ

Geçen sene bugün öldü Berkin Elvan. 269 gün komada kaldı. 16 kilo kalmıştı. Ülkenin gördüğü en büyük cenaze törenlerinden biriyle uğurlandı. Belli ki yukarılardan verilen bir talimatla cenazeye katılan sessiz kitleye polis
aniden saldırdı.
Savaşta dahi ölüler defnedilirken silahlar bırakılır. Berkin Elvan’ı öldüren gaz fişeklerini cenazesinde bırakmadılar.
Bu da yetmedi. Dönemin başbakanı Erdoğan bu ölümü ve cenazeyi seçim mitinginde kullandı. Hem de ne kullanmak.
Cenazenin hemen ardından “Polis, orada yüzü poşulu, elinde sapanla, demir bilyeleri savuran o kişinin kaç yaşında olduğunu nereden ayıracak” dedi. Kafasına kapsül saplanarak öldürülmüş bir çocuğu “orada maalesef bir biber gazına muhatap oluyor” diye andı.
Neredeyse “sayın biber gazı Berkin Elvan’ı muhatap almıştır” diyecek.
Yetmedi öldürülen çocuğun annesini yuhalattı. Sebep? Annenin, çocuğun mezarına oynasın diye renkli cam bilyeler bırakması.
Erdoğan’ın “aman canım, polis nasıl ayıracak” dediği, polisin cenazesine saldırdığı, meydanlarda annesinin yuhalatıldığı Berkin Elvan’ı öldüren bulunabilir mi?
Nasıl bulunsun?
Önce kamera kayıtları yok denir. MOBESE kaydı? Yok. Polisin kayıtları? Yok.
Avukatların ısrarı sonucunda suç mahallindeki TOMA’nın kamera görüntüleri daha fazla gizlenemez. Gizlenemez de ne olur?
Berkin Elvan’ın vurulma anı görüntüleri bulunur.
Bulunur da ne olur? Hiç.
Peki iktidarın medyasının bile “infial çıkar” diyerek ve belli ki pek de inanmadığından yapmadığı Kabataş haberi nasıl ortaya çıktı? Dönemin başbakanı Erdoğan kürsüden hücum borusunu çalınca. Bugün o yalanın propagandasını yapanlar Erdoğan’ın start işaretini beklemişlerdi.
Orada nasıl yapıldı soruşturma? Cumhuriyet’in manşetindeydi önceki gün haber.
Polis derhal 151 MOBESE ve 81 işyeri kamerasının kayıtlarını incelemiş. Toplam 2650 saatlik görüntü izlenmiş. Seyyar satıcısından garsonuna Kabataş’ta kim varsa sorgulanmış. 161 kişi Facebook hesaplarından telefon görüşmelerine kadar didik didik edilmiş.
Sonuç? Hiç.
Polislerin öldürdüğü Berkin Elvan davasında görüntü var.
Kabataş soruşturmasında iddia sahiplerinin anlattıklarının gerçekleşmediğinin görüntüsü var.
İlkinde görüntüler gizlenmiş ve bin bir zahmetle bulunmuş ve fakat dava ilerlemiyor.
İkincisinde mesele Erdoğan’ın açıklamalarıyla ateşlenmiş, polis bağlı olduğu lideri için ortalığı hallaç pamuğu gibi atmış ve fakat bir şey bulamamış.
Bir cinayetin üzeri nasıl örtülür?
Olmayan bir mesele nasıl büyütülür?
Bunun harika bir örneğini izliyoruz.
Bir çocuğu bir polis öldürünce kürsüden “Polis nasıl ayıracak” diyen, herkeslerden önce iç savaş gerginliği çıkartabilecek bir hayali tacizi duyuran bir Erdoğan.
Polisleri de ona göre davranıyor.
Olan bir cinayetin davasının tıkanması da, olmayan bir tacizin polisin bütün imkânlarıyla soruşturulması da onun kürsüdeki bir iki cümlesine bakıyor.
Bundan korkulur mu? Korkulur.
Bu kabullenilir mi? Hayır.
Çocukların renkli bilyeleri mezarlarda değil, evlerinde basit bir kutuda dursun istiyorsak kabullenilmez.
Ne yapmalı? İşe yalanları ifşa etmekle başlamalı. Her güne bir tane düşse bir ömür tutacak o yalanları ifşa etmekle.

Özgür MUMCU - Cumhuriyet

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/230230/Berkin_Elvan_in_Bilyeleri.html#

Kaynak: Berkin Elvan'ın Bilyeleri, Özgür Mumcu, Cumhuriyet

Geçen sene bugün öldü Berkin Elvan. 269 gün komada kaldı. 16 kilo kalmıştı. Ülkenin gördüğü en büyük cenaze törenlerinden biriyle uğurlandı. Belli ki yukarılardan verilen bir talimatla cenazeye katılan sessiz kitleye polis
aniden saldırdı.
Savaşta dahi ölüler defnedilirken silahlar bırakılır. Berkin Elvan’ı öldüren gaz fişeklerini cenazesinde bırakmadılar.
Bu da yetmedi. Dönemin başbakanı Erdoğan bu ölümü ve cenazeyi seçim mitinginde kullandı. Hem de ne kullanmak.
Cenazenin hemen ardından “Polis, orada yüzü poşulu, elinde sapanla, demir bilyeleri savuran o kişinin kaç yaşında olduğunu nereden ayıracak” dedi. Kafasına kapsül saplanarak öldürülmüş bir çocuğu “orada maalesef bir biber gazına muhatap oluyor” diye andı.
Neredeyse “sayın biber gazı Berkin Elvan’ı muhatap almıştır” diyecek.
Yetmedi öldürülen çocuğun annesini yuhalattı. Sebep? Annenin, çocuğun mezarına oynasın diye renkli cam bilyeler bırakması.
Erdoğan’ın “aman canım, polis nasıl ayıracak” dediği, polisin cenazesine saldırdığı, meydanlarda annesinin yuhalatıldığı Berkin Elvan’ı öldüren bulunabilir mi?
Nasıl bulunsun?
Önce kamera kayıtları yok denir. MOBESE kaydı? Yok. Polisin kayıtları? Yok.
Avukatların ısrarı sonucunda suç mahallindeki TOMA’nın kamera görüntüleri daha fazla gizlenemez. Gizlenemez de ne olur?
Berkin Elvan’ın vurulma anı görüntüleri bulunur.
Bulunur da ne olur? Hiç.
Peki iktidarın medyasının bile “infial çıkar” diyerek ve belli ki pek de inanmadığından yapmadığı Kabataş haberi nasıl ortaya çıktı? Dönemin başbakanı Erdoğan kürsüden hücum borusunu çalınca. Bugün o yalanın propagandasını yapanlar Erdoğan’ın start işaretini beklemişlerdi.
Orada nasıl yapıldı soruşturma? Cumhuriyet’in manşetindeydi önceki gün haber.
Polis derhal 151 MOBESE ve 81 işyeri kamerasının kayıtlarını incelemiş. Toplam 2650 saatlik görüntü izlenmiş. Seyyar satıcısından garsonuna Kabataş’ta kim varsa sorgulanmış. 161 kişi Facebook hesaplarından telefon görüşmelerine kadar didik didik edilmiş.
Sonuç? Hiç.
Polislerin öldürdüğü Berkin Elvan davasında görüntü var.
Kabataş soruşturmasında iddia sahiplerinin anlattıklarının gerçekleşmediğinin görüntüsü var.
İlkinde görüntüler gizlenmiş ve bin bir zahmetle bulunmuş ve fakat dava ilerlemiyor.
İkincisinde mesele Erdoğan’ın açıklamalarıyla ateşlenmiş, polis bağlı olduğu lideri için ortalığı hallaç pamuğu gibi atmış ve fakat bir şey bulamamış.
Bir cinayetin üzeri nasıl örtülür?
Olmayan bir mesele nasıl büyütülür?
Bunun harika bir örneğini izliyoruz.
Bir çocuğu bir polis öldürünce kürsüden “Polis nasıl ayıracak” diyen, herkeslerden önce iç savaş gerginliği çıkartabilecek bir hayali tacizi duyuran bir Erdoğan.
Polisleri de ona göre davranıyor.
Olan bir cinayetin davasının tıkanması da, olmayan bir tacizin polisin bütün imkânlarıyla soruşturulması da onun kürsüdeki bir iki cümlesine bakıyor.
Bundan korkulur mu? Korkulur.
Bu kabullenilir mi? Hayır.
Çocukların renkli bilyeleri mezarlarda değil, evlerinde basit bir kutuda dursun istiyorsak kabullenilmez.
Ne yapmalı? İşe yalanları ifşa etmekle başlamalı. Her güne bir tane düşse bir ömür tutacak o yalanları ifşa etmekle.

 

Genel

Toplantılar

Röportajlar

Kütüphane

Yitirdiklerimiz

Topluluk Odası

Seçtiğimiz Yazılar

Dergi

Atatürkçü Düşünce Topluluğu Kültür İşleri Müdürlüğü ODTÜ Ankara 06531 / Telefon: 0 312 210 60 11 / Faks: 0 312 210 79 50