• Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Rıza Türmen ile Yeni Anayasa ve Gezi Parkı Üzerine Söyleşi - 2 -

e-Posta Yazdır PDF

rizaslider2

Anayasa uzlaşma komisyonu üyesi İzmir milletvekili Prof. Dr. Rıza Türmen’le birlikte Yeni Anayasa süreci ve Gezi Parkı eylemleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

DSC00808  DSC00815

İlk bölümünü daha önce paylaştığımız söyleşimizin Gezi Parkı ile ilgili olan ikinci bölümünü aşağıda veriyoruz.

ODTÜ ADT: Gezi Parkı olayları ile insanlar haklarının farkına vardılar ve demokratik taleplerini dile getirmeye başladılar. Siz bu protestoları demokratikleşme açısından nasıl değerlendiriyorsunuz ve iktidarın yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

Rıza TÜRMEN: Çok iyi değerlendiriyorum. Benim hatırlayabildiğim kadar geçmiş bir zaman süresi içinde Türkiye’de demokratikleşme açısından olup biten en iyi şey bence bu Gezi Parkı olayları. AKP’nin muhafazakar, otoriter, din referanslı, kadının evine tıkıldığı, insanların birey olarak değil cemaat üyesi olarak var oldukları yeni bir Türkiye yaratma projesine itiraz edildi . “Ben sandıktan çıktım, oy çoğunluğuna sahibim, onun için istediğimi yaparım, meydan benimdir.” yaklaşımının yanlışlığı anlaşıldı. Gezi Parkı’nın gösterdiği başka bir şey daha var: İnsanlar, oradaki çocuklar birey olmak istiyorlar. “Benim hayatıma karışma!” diyorlar. “Kaç çocuk yaparım, hangi okula giderim, hangi kanalı seyrederim, o kanalda oynattığım filmlerde ne oldu, hangi heykelin yapımı oldu yıkımı oldu; benim hayatıma sen karışma. Ben kendi hayat hikayemi kendim yazmak istiyorum. Bir birey olarak, özgür ve otonom bir özne olarak kendimle ilgili bütün kararları ben vereyim, sen verme.” diyorlar. Bu tabii AKP’nin yaratmak istediği Türkiye projesine çok ters, yeni Türk insanına uygun bir şey değil. Çünkü AKP’nin 4+4+4’le yaratmak istediği yeni Türk insanı, biat eylemeli, cemaat işlerine bağlı olmalı ve tabii ki neoliberal olmalı, sosyal devlet anlayışı olmamalı, toplumsal dayanışma anlayışı olmamalı. Bunu istemiyor işte insanlar. Bu itirazlar, Türkiye’nin demokratikleşme açısından geldiği noktayı göstermesi açısından çok önemli. Gezi Parkı, insanların AKP nin yaratmak istediği toplumda yaşamak istemediklerini gösteriyor. zaten o yüzden dengeleri bozuldu. Böyle bir şey hiç hesapta yoktu. Hâlâ, “ Madem sandıktan çıktım, madem ben oy çoğunluğuna sahibim, halkın iradesi budur; en büyük meydan sandıktır.” diyor. Halkın iradesi olan seçilmekle seçildikten sonra yönetmek arasındaki farkı görmüyor.

Demokrasi dediğiniz şey tabiki seçimdir; elbette seçim sandığından çıkmak lazım, ama bununla bitmiyor. Demokrasi bir değerler sistemidir. Aynı zamanda insan hakları, özgürlük, eşitlik, çoğulculuk ve hukuk devleti demektir. Siz istediğiniz kadar sandıktan çıkın, eğer bu değerler sistemine uyum sağlayamıyorsanız demokrasi olmaktan çıkıyorsunuz. İşte Taksim Gezi Parkı da bunu gösterdi. Kimse ihtilal yaparak devirmek istemiyor bu iktidarı, Mısır’daki gibi böyle bir proje yok ortada. Herkes “Tamam, sen sandıktan çıktın, sen yöneteceksin ama doğru dürüst yap. Demokratik bir ülkeye demokratik bir yönetici ol.” diyor. Gezi Parkı o bakımdan önemli.

ODTÜ ADT: Yeni anayasa süreci bağlamında Gezi Parkı eylemlerinden nasıl bir ders çıkarılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Rıza TÜRMEN: Taksim Gezi Parkı olayları Türkiye’de insanlara bir şeyler öğretti. Öncelikle, Türkiye’deki demokrasinin yetersizliği ortaya çıktı. Türkiye’nin yönetildiği rejimin demokrasi olmadığı ortaya çıktı. İkincisi, daha çoğulcu, daha katılımcı bir demokrasi anlayışı oluştu. Anayasanın bu talepleri dikkate alıp onlara cevap verebilmesi için süreci devam ettirmek lazım. Bundan sonra, anayasanın mutlaka halkın katılımına açılması gerek. Daha saydam bir yöntem izleyerek sivil toplum kuruluşlarının, demokratik kitle örgütlerinin ortaya çıkan metinle ve üzerinde uzlaşma sağlanmayan maddelerle ilgili görüşleri alınmalı. Ve tabi ki bu Gezi Parkı’nda ortaya çıkan taleplerle bir ilişki kurmak önemli. Çünkü görüldü ki, Türkiye’deki siyaset ile Gezi Parkı arasında çok büyük bir boşluk var. O zaman bu boşluk doldurulmalı. Bu yüzden demokratik katılım gerekli.

Anayasanın toplumdaki farklılıkları göz önüne alarak kabul eden ve bu farklılıkların bir arada yaşayabildiği bir çerçeveye sahip olması gerekiyor. Yani çoğulcu bir toplumun anayasası olabilmesi lazım. Böyle bir anayasa aynı zamanda birliktelik sağlayacaktır. Bir çoğulcu toplum laboratuvarı olan Gezi Parkı bize bunu gösterdi işte. Orada bunun herkes tarafından kabul edilmesi birliktelik sağlıyor. Anayasanın şu iki şeyi yapabilmesi lazım: Farklı kimlikleri kabul edip onlara yer açmak ve o farklı kimliklerle birlikte bir ortak kimlik yaratabilmek. Ama bunu, o farklı kimlikleri yok ederek yapmamalı.

ODTÜ ADT: Gezi Parkı olaylarının demokratikleşmeye olan katkısından bahsettiniz, sizce yaşananların bunun dışındaki olumlu yönleri nelerdir?

Rıza TÜRMEN: Gezi Parkı Türkiye’deki demokrasiyi başka bir yere taşıdı ve demokrasinin yetersizliğini ve kabul görmediğini gösterdi, başka bir arayış ortaya çıktı. Yeni talepler ile birlikte yeni bir model getirdi. Mesela anti-kapitalist Müslümanların iftar yemeği; tam bir çoğulculuk örneği. Yani orda İslamcı olan da İslamcı olmayan da var, oruç tutan da oruç tutmayan da var ama beraber oturup sokak ortasında yemek yiyebiliyorlar. Daha Gezi Parkı olayları devam ederken İslamcılar rahatsız edilmeden namazlarını kılabilsinler diye diğerleri nöbet tuttu. Bunlar Türk toplumunun alışık olmadığı şeyler. Başörtülüler de var orada, LGBT de var. Herkes birbirinin içinde ve en önemlisi iletişim kurabiliyorlar aralarında, yani oraya kapalı cemaatler halinde gelmiyorlar. İslamcılarla laikler, Atatürkçüler birbirleriyle iletişim kurabiliyorlar, ortak eylem yapabiliyorlar. Bence en önemli şey bu.

ODTÜ ADT: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Söyleşimizin Yeni Anayasa ile ilgili olan ilk bölümüne buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

DSC00819

Son Güncelleme: Salı, 17 Eylül 2013 13:34  

Genel

Toplantılar

Röportajlar

Kütüphane

Yitirdiklerimiz

Topluluk Odası

Seçtiğimiz Yazılar

Dergi

Atatürkçü Düşünce Topluluğu Kültür İşleri Müdürlüğü ODTÜ Ankara 06531 / Telefon: 0 312 210 60 11 / Faks: 0 312 210 79 50