• Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Başbakan Üzgün

e-Posta Yazdır PDF

Yönetim Kurulu Üyemiz Nazlı Barçın DOĞAN'ın Siyaz.net adresinde yer alan, başbakanın tutumunu değerlendirdiği yazısını sizlerle paylaşıyoruz.

nazlisiyaz

Başbakan Üzgün

Yaklaşık bir yıl önce Amerika’da siyahi bir genç Trayvon Martin, ırkçı bir cinayete kurban gitti. Martin’i öldüren George Zimmerman ise olaydan sonraki 6 hafta boyunca rahatça sokaklarda dolaşabildi. Yakalandıktan sonra başlayan yargılama süreci ise tam anlamıyla bir rezalet ile sonuçlandı. Zimmerman, Martin’i siyahi olduğu için takip ettiğini, sırf siyahi olduğu için sorun çıkartabileceğinden şüphelendiğini itiraf etmesine rağmen 1 yılı aşkın süredir devam eden dava ise geçtiğimiz günlerde Zimmerman’ın beraatı ile sonuçlandı. Bu durum Amerika’da olduğu kadar diğer ülkelerde de tepkilere yol açtı.[i]

Amerika’daki bu ırkçı cinayeti kınıyor Başbakan. Öldürülen siyahi genç Martin için üzülüyor. Yargı kararıyla Martin’in katilinin serbest bırakılmasını kınıyor. “Bize demokrasi dersi veren, eşitlik, adalet, özgürlük dersi veren Amerika’ya da bakın!” diyor adeta. “Kendilerine bakmadan bizi eleştiriyorlar.” demeye getiriyor lafı. [ii] Başbakan’ın böylesi ırkçı bir cinayet için üzüntü duyması normal koşullarda takdir edilesi bir duyarlılık olarak görülebilecekken, bugünkü ortamda samimiyetsiz bir imge oluşturmaktan öteye geçemiyor.

Gezi Parkı olayları esnasında yaşanan ölümler için hiçbir üzüntü duymayan, üzüntü duymamakla da kalmayıp “Tamam onlar öldü ama bir tane de başörtülü kardeşimiz saldırıya uğradı, kimse bunu konuşmuyor.” şeklinde bir kıyaslamaya gitmesi Başbakan’ın sıkıştığında başvurduğu “mağdur edebiyatı”nın örneklerinden biri sadece. Diğer ülkelerdeki yargıyı eleştirirken palalı saldırganların ellerini kollarını sallaya sallaya yurtdışına çıkışlarını, Ethem Sarısülük’ün katilinin serbest bırakılmasını, günbegün sayısı artan kadın cinayetlerini, Pozantı’da yaşananları, “rızası vardı” denilerek haklı gösterilen tecavüzleri gözden kaçırıyor maalesef. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda Başbakan’ın “İnsan hakları ihlallerini de biz iyi biliriz” dediğini duyar gibi oluyor insan.

Başbakan Amerika’da öldürülen siyahi genç için üzülüyor. Uludere’deki facia yaşandıktan sonra “Ama onlar kaçakçıydı”, Ethem Sarısülük’ün ölümünün ardından ortaya çıkarılan sözde gerilla kampında çekilmiş fotoğrafa dayanarak “Ama o teröristti”, şiddete uğrayan kadınlar için “Ama kadınlar da evde otursun”, cinsel istismara uğrayan çocuklar için “Ama rızası vardı” diyen zihniyet ne yazık ki “Ama bunlar insanlığa sığmıyor” demekten aciz.

Bir yanda bu tür utanç verici olaylar yaşanırken, “Gezi Parkı olaylarında bir sürü insan öldü” diyenlere “provokasyon yapmayın, sadece 4 kişi öldü” yanıtı verilirken, diğer yanda düşüncelerini dile getirdiği için, muhalif bir duruş sergilediği için, sadece tweet attığı için insanlar tutuklanıyor. Başbakan Amerikan yargısının Zimmerman davasında verdiği karardan ötürü utanç duyuyor. Başbakan kendi ülkesinde yaşananları, yargıdaki aksaklıkları görmüyor. Başbakan kendi ülkesinde polis kurşunuyla öldürülenleri, evde zor tutulan yüzde elli tarafından öldürülenleri görmüyor. Başbakan sünnet olan çocuklara 100 lira veriyor ama cinsel istismara maruz kalan çocukların çığlıklarına kulaklarını tıkıyor. Başbakan Sivas’ı anımsamıyor, kapılara “Alevilere ölüm” yazılmasını önemsemiyor, sadece Hz. Ali’yi seviyor. Başbakan Ethem’i, Ali’yi öldürenleri kınamıyor, ülkesinde yaşanan ölümlere getirilen eleştirilere cevaben kullanabileceği için Martin’in ölümüne seviniyor.

“İnsan” olmanın anlamını yitirdiği böylesi bir ortamda eğer ki gün gelip bir kişi öldüğünde de bin kişi öldüğünde de aynı acı hissedilirse, “ama”yla devam eden uzun cümleler yerini “ama”dan önce noktalanan cümlelere bırakırsa, “başörtülü kardeşlerimiz”in maruz kaldıkları şiddetin, muhaliflere yapılan saldırılar için gerekçe gösterilmesi son bulursa Başbakan’ın siyahi genç için gerçekten üzüldüğüne inanılabilir. Ancak bugün yaşanan acıları propaganda aracı haline getiren ve hatta acıları yarıştıran bir zihniyetin duyarlılığı ne kadar inandırıcı olabilir ki!

[i] http://www.amerikaninsesi.com/content/amerikalilar-i-ekranlara-kilitleyen-cinayet-davasi-sonuclandi/1701365.html

[ii] http://yenisafak.com.tr/politika-haber/polis-elestirilerine-trayvon-martin-ornegi-verdi-24.07.2013-545556

Son Güncelleme: Salı, 30 Temmuz 2013 19:23  

Genel

Toplantılar

Röportajlar

Kütüphane

Yitirdiklerimiz

Topluluk Odası

Seçtiğimiz Yazılar

Dergi

Atatürkçü Düşünce Topluluğu Kültür İşleri Müdürlüğü ODTÜ Ankara 06531 / Telefon: 0 312 210 60 11 / Faks: 0 312 210 79 50