• Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Bir Demokrasi Meselesi: İnternet Yasağı

e-Posta Yazdır PDF

internetyasagi

Bir Demokrasi Meselesi: İnternet Yasağı

Demokrasilerin olmazsa olmazlarındandır düşünce özgürlüğü. Özgür düşünce ortamının oluşturulmasına giden yolun ise bilginin erişilebilirliğinden geçtiği artık bilinen bir gerçek. Bugün ise bireylerin devlet tarafından korunması gereken bilgiye erişim hakkı, maalesef yine devlet tarafından gasp ediliyor.

Bilgiye erişim kaynaklarımızın en önemli araçlarından olan çoğu medya kuruluşuna baktığımız zaman, bu kuruluşların iktidarın baskısı altında taraflı yayın yaptıkları veya yayınlarına iktidarın isteği doğrultusunda sansür uyguladıkları artık tartışma götürmez bir gerçeklik. Bugün yine iktidarı eleştirdiği için işten çıkarılan veya sırf muhalif fikirlerinden dolayı doğrudan Başbakan’ın hedefi haline gelen gazetecilerin sayısı her geçen gün artıyor. Bunun yanında özellikle Gezi Parkı Olayları esnasında da gördüğümüz gibi, insanlar kasıtlı olarak ülkede gelişen olayların dışında tutulmaya çalışılıyor ve bu doğrultuda medya bilgiyi siyasi güçlerin istekleri yönünde kamuoyundan saklayabiliyor. Uludere’de yaşananların gecikmeli olarak basına yansıması, Reyhanlı patlamasının ardından getirilen yayın yasağı, Gezi Parkı Olayları esnasında penguen belgesellerinin gösterilmesi ve medya patronlarının köşe yazarlarına müdahaleleri, iktidarın medya üzerindeki baskıcı etkisini gösteren örneklerden sadece birkaçı. Ne yazık ki Türkiye’de artık özgür ve güvenilir yayın yapan bir medyadan söz etmek mümkün değil. İktidarın kendi medyasını yarattığı böyle bir ortamda ise toplum ister istemez alternatif bir bilgi kaynağı arayışına girmiş durumda. Özellikle son 10 yıldır hayatımızın olmazsa olmazlarından biri haline gelen internet ise bu alternatif bilgi kaynaklarının başında geliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2013’ün Ağustos ayında yayınladığı veriler ise alternatif bir kaynak olarak internetin önemini gösterir nitelikte. Verilere göre, internet kullanan her dört kişiden üçü, interneti haber, gazete ya da dergi okumak için kullanıyor.* Yani, gelişen teknolojinin etkisiyle ve erişilebilirliğin artmasıyla artık internet birincil bilgi kaynağımız haline gelmiş durumda. Fakat geçtiğimiz günlerde TBMM tarafından kabul edilen torba yasa teklifiyle maalesef internet yukarıda bahsettiğimiz işlevini yitirecek gibi görünüyor. Zira yasada yapılan değişiklikler hem bireylerin fişlenmesini kolaylaştıracak hem de sansürün yaygınlaşmasına yol açacak düzenlemeler içeriyor.

Teklif doğrultusunda 12 maddede değişiklik yapıldı.**Bu değişikliklerden bazıları internet kullanıcılarının trafik bilgilerine Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nca (TİB) istenilen zamanda ulaşılmasının önünü açıyor, bir diğer deyişle bireylerin bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi kişisel cihazlarıyla gerçekleştirdikleri internet kullanımını takip edip kayıt altına almayı öngörüyor. İnsanların Twitter, Facebook gibi sosyal paylaşım siteleri üzerinden yaptıkları yorumlar ve bireysel paylaşımlar, bu maddeler göz önünde bulundurulduğunda, yargılanma gerekçeleri haline gelebilecek. Bu noktada da demokrasinin temel taşlarından olan ifade özgürlüğü ihlal edilmiş olacak.

İnternet yasasının içerdiği bir diğer düzenlemeye göre kişiler özel hayatlarına müdahale gerekçesiyle kendileriyle ilgili yayınların kaldırılması konusunda doğrudan TİB’ e başvurabilecekler. Burada ise özel hayatın gizliliği kapsamına giren durumların açıkça belirtilmesi büyük önem kazanıyor. Ancak bu konuda büyük bir belirsizlik söz konusu, zira yasa kapsamında açık bir özel hayat tanımının yapılmaması kişilerin bireysel özel hayat tanımlarının geçerlilik kazanmasına ve bu doğrultuda da özel hayatlarının ifşa edildiğini düşündükleri takdirde TİB’e başvurarak mevcut içeriğe erişimin engellenmesine yol açıyor. Hal böyle olunca da TİB’in neye göre erişimi engelleyeceği ve hangi durumları özel hayatın gizliliği içerisinde değerlendireceği kafalarda soru işaretleri yaratıyor. Ve tabii en önemlisi de sansür yasal hale gelmiş oluyor. Hatta yasal hale gelen bu sansürün uygulama sürecini hızlandırmak için doğrudan TİB Başkanı erişimin engellenmesi konusunda karar alabiliyor. Fakat burada gözden kaçmaması gereken önemli bir nokta var, o da şu ki yeni düzenlemenin özel hayatı koruma bahanesi adı altında iktidarın mevcut baskılarını artırmasına imkan verecek değişiklikler içeriyor olmasıdır. Yani, bu uygulamalarla iktidar internet ortamında yayınlanan her türlü içerikle ilgili söz sahibi olabilecek ve TİB Başkanı’na verilen en ufak bir talimatla internette istenilen yasaklama uygulanabilecek. Örneğin, yolsuzluklarla ilgili haberler yayınlanmaya başladığında, kendisiyle ilgili haber yapılan kişi TİB Başkanı’na haberin kaldırılması konusunda talimat verebilecek ve özel hayatın gizliliğinin ihlali gerekçesiyle haber kaldırılabilecek. Bu durum ise bireylerin bilgiye erişim hakkını doğrudan elinden alacaktır. Bunun yanında normal koşullarda bu tarz kararların alınabilmesi için mahkeme kararı gerekirken, konuyla ilgili mahkemelerin yetkileri de bu doğrultuda TİB’e verilmiş oluyor ve böylece bu düzenlemeyle yargı da işlevini yitiriyor.

İnternet yasasıyla ilgili yeni düzenlemeleri, her fırsatta yaşam alanlarımızı ortadan kaldırmaya ve özgürlüklerimizi kısıtlamaya çalışan iktidarın yasakçı zihniyetinin bir ürünü olarak değerlendirmek çok da yanlış sayılmaz. Bugün ise bu düzenlemeler iktidar tarafından özel hayatı korumaya çalıştıkları gerekçesiyle savunulmakta fakat aynı zamanda bireylerin kendi özel alanı olan internet üzerindeki etkinliklerinin kayıt altına alınmasına izin verilerek özel hayatın gizliliği ihlal edilmektedir. Bu nedenle de iktidarın yasa değişikliğini yaparken ortaya koyduğu niyet samimi ve gerçekçi olmaktan çok uzaktır. İktidarın göstermelik bir iyi niyetle kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştığı bu yeni düzenleme insan hak ve özgürlüklerine aykırıdır. Yeni düzenleme içerdiği unsurlarla hiçbir şekilde hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmamakta ve demokrasilerin olmazsa olmazı olan ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaktadır. Demokrasilerde vatandaşların seçim yapabilmeleri bilgiye erişimlerine bağlıdır, bu yüzden de bu düzenleme demokratikleşme yoluna yeni bir set çekmekten başka bir işe yaramayacak ne yazık ki. Böyle durumlarda, iktidarın “ben yaptım oldu” zihniyetinden kurtulup, getirilecek yeniliklerle ilgili olarak alanlarında uzman isimlere danışması ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini alma yolunda adımlar atması temel bir gerekliliktir. İnsanların bilgi edinme hakkı gibi temel haklarının devletçe korunduğu, ifade özgürlüğünün temel şart olduğu gerçek bir demokrasi ancak bu şekilde mümkün olacaktır.

* http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=13569

**http://www.medya365.com/turkiye/internet-yasasi-kabul-edildi-6-subat-itibaren-internette-neler-yasak-neler-hapis-cezasina-yol-aciyor-h80977.html


Nazlı Barçın DOĞAN

ODTÜ ADT

Yönetim Kurulu Üyesi

Son Güncelleme: Pazar, 11 Mayıs 2014 21:28  

Genel

Toplantılar

Röportajlar

Kütüphane

Yitirdiklerimiz

Topluluk Odası

Seçtiğimiz Yazılar

Dergi

Atatürkçü Düşünce Topluluğu Kültür İşleri Müdürlüğü ODTÜ Ankara 06531 / Telefon: 0 312 210 60 11 / Faks: 0 312 210 79 50